Günümüzde, ilaçların pazarlama sonrası gözetimi başlıca farmakolojik güvenlik merkezleri tarafından koordine edilmektedir. UMD ile işbirliği içine girerek Ulusal Merkezler aşağıdaki konularda önemli ilerlemeler sağlamışlardır:
Reçete yazanların, üreticilerin ve toplumun gelişen yeni advers etkilere karşı uyarılması
DSÖ nün Uluslararası İlaç İzleme Programına katılan Ulusal Merkezlerin sayısı programın başladığı yıl olan 1968 de 10 iken; 2002 yılında 67 ye yükselmiştir. Şüpheli advers etkiler hakkındaki spontan raporları toplamak ulusal merkezlerin temel görevidir.
Sonuç olarak, farmakolojik güvenlik klinik uygulamalar ve toplumsal sağlık politikalarının gelişiminde de rol alarak artan bir şekilde denetleme aktivitelerinden daha fazlası olarak görülmektedir. Bu gelişme, birçok ulusal ve bölgesel merkezin, ilaç denetleme otoritesinin sınırlarından çok hastaneler, tıp fakülteleri veya zehir ve ilaç bilgi merkezlerinde yerleşmiş olması gerçeğine atfedilebilir.
Ulusal Merkezlerin aktivitelerinin kapsamı pratisyenler, hastalar ve toplum için olan yarar, zarar, etkinlik ve riskler hakkındaki bilgilerin iletişimini kapsayacak şekilde genişlemiştir. Gelişmiş ülkelerdeki önemli merkezler ilaçların advers etkilerine dair epidemiyolojik bilgi toplamak için kayıt ağları ve reçeteleme izlem sistemleri (RİS) kullanarak aktif gözlem programları oluşturmuşlardır.
İşlerinin doğası gereği, Ulusal Merkezler değişen derecelerde başarıyla yönettikleri gerçek veya sahte ilaç krizlerine de aşina hale gelmişlerdir. Bazı merkezler farmakolojik güvenlik ve advers etkilerin bildirilmesinin önemi konularında üniversite öğrencilerinin ve sağlık profesyonellerinin eğitilmelerini de organize etmektedir. Bu tarz aktivitelerin kapsamı ülkeler arasında farklılık göstermektedir. Farklı Ulusal Merkezlerin kaynakları ve bu kaynakların kapsamları da belirgin farklılıklar göstermektedir. Aslında farmakolojik güvenlik sisteminin tüm maliyeti ilaçlar için veya advers etkilerden kaynaklanan maliyetlere yapılan harcamalarla kıyaslandığında oldukça düşüktür.
İlaçlarla ilgili bilgilerin dünya çapındaki hızlı yayılımı ile Ulusal Merkezler ve ulusal denetleme otoriteleri arasındaki rutin ve hızlı iletişime olan ihtiyaç fark edilmiştir.
Ulusal Merkezler arasında politikalar ve düzenleyici rehberler sıklıkla tartışılmaktadır.
Farmakoepidemiyolojinin bir bilim dalı olarak gelişimi ancak ilaç endüstrisi ve akademinin işbirliği ile mümkün olabilir. Veri tabanlarının, kayıtların ve yayınlanmış çalışmaların onay sonrası gözlem aktivitelerini destekleyen altyapısı ilaç endüstrisi ve ilaç otoritelerinin ihtiyaçlarına bağlanabilir. Finans sektöründen ödünç alınan risk yönetimi ve risk değerlendirmesi konseptleri sağlık biliminin ihtiyaçları doğrultusunda modifiye edilmiştir. İlaç endüstrisinin ilaç güvenliğinde birinci derecede sorumluluğu vardır. Üreticilerin ilaç güvenliğini izlemek için ilaç gelişiminin başlangıcından ilacın yaşam süresi boyunca özel bir yeri vardır. Birçok şirket yeni güvenlik sinyallerinin tespitine katkıda bulunan yenilikçi ve etkili izleme sistemleri geliştirmiştir. İlaç endüstrisi yeni ilaçların güvenliğini arttıran birçok teknolojik ilerleme sağlamıştır .
İlaç endüstrisinde farmakolojik güvenlikle ilgilenen eleman sayısı artmaktadır. Bu, ulusal ve uluslararası düzeyde belirlenen yüksek denetim standartlarına ve ulusal ilaç denetleme otoriteleri tarafından konulan, onay sonrası izleme standartlarının artan gereklerine cevap olarak gerçekleşmektedir. Endüstri ve denetleme otoriteleri arasındaki iletişim ve bilgi alışverişi son yıllarda ortaya çıkan bölgesel ve uluslararası uyum ayarlamalarının sonucu olarak gelişmiştir. Devam eden profesyonel eğitim, hasta eğitimi ve ilaç bilgi aktivitelerinin endüstri tarafından desteklenmesi de ilaçların güvenli kullanımına katkıda bulunmuştur.